Reklam Ver
yelik almlar tamamen CRETSZDR. ye ol butonuna tklayarak yelik alabilirsiniz. Giri yap ye ol
Forumlar / Tarih, Kültür Sanat ve Edebiya / Romanlar / Kuzularýn sesizliði

Kuzularýn sesizliði


Kuzularýn sesizliði konusu Romanlar kategorite tartlmaktadr.
 Kuzularýn sesizliði
Gnderen 2009-05-02 23:25 GMT  
Kdem:
Mesajlar:
Kuzularýn sesizliði
1. BÖLÜM
Atýþ eðitimi yapmaktan dönen Clarice Starling hýzlý bir yürüyüþten sonra soluk soluða vardý topraða yarý yarýya gömülmüþ zemin katýna. Ouantico’daki Akademi binasýnýn bu katýnda FBI’ýn dizi cinayetlerle uðraþan bölümü olan Davranýþ. Bilimlerinin bürolarý yer alýyordu. Uygulama alanýnda bir tutuklama eðitimi yaparken ateþ altýnda kendini yere attýðýndan daðýnýk saçlarýnda otlar, rüzgar ceketinde de ot ve toprak lekeleri vardý.

Dýþ büroda kimse olmadýðý için Clarice kapýnýn camýnda nasýl göründüðüne baktý. Kendine fazla çekidüzen vermeye gerek olmadýðýný biliyordu. Elleri barut kokuyordu, ama yýkanacak zamaný da yoktu, Bölüm Þefi Crawford hemen diye haber yollamýþtý.

Jack Crawford yalnýzdý. Baþka birinin masasý baþýnda durmuþ telefonda konuþuyordu. Clarice bir yýldan bu yana ilk kez onu doðru dürüst inceleme fýrsatý bulmuþtu.

Crawford normalde üniversiteyi beysbol oynayarak bitirmiþ orta yaþlý, saðlýklý bir mühendise benzerdi. Oysa þimdi zayýflamýþtý, gömleðinin yakasý boynuna bol geliyordu, kýzarmýþ gözlerinin altý þiþmiþti. Gazete okuyan herkes Davranýþ Bilimleri bölümünün yaylým ateþine tutulmak ta olduðunu bilirdi.

Crawford konuþmasýný sert bir "hayýr"la bitirdi. Kýzýn dosyasýný alýp açtý.

"Starling, Clarice M. Günaydýn."

"Günaydýn." Starling’ in gülümsemesi sadece saygýlýydý.

"Kötü bir þey yok. Umarým korkmamýþsýndýr."

"Hayýr."Eh, bu pek doðru deðil ya , diye düþündü Starling. "Eðitmenlerin baþarýlý olduðunu söylediler, sýnýfýn üst sýralarýndaymýþsýn."

"Umarým öyledir."

"Ben durumunu zaman zaman sorup öðrenirim."

Starling buna þaþýrmýþtý iþte; Crawford’u ikiyüzlü biri olarak defter den silmiþti çünkü.

Özel Ajan Crawtord, Virgina Üniversitesinde konuk konferansçýyken onunla tanýþmýþtý. Crawford’un krirninoloji seminerlerinin niteliði Starling’i FBI’ya çeken nedendi. Akademiye alýndýðý zaman adama bir not yazmýþ, ancak Crawford buna yanýt vermemiþti. Ouantico’da eðitimde olduðu üç ay içinde de dönüp kýza bakmamýþtý bile.

Starling insanlardan iyilik yada dostluk isteyen biri deðilse de, Crawford’un davranýþý karþýsýnda þaþýrmýþtý. Ama þimdi karþý karþýya geldiðinde ondan yine hoþlandýðýný piþmanlýkla fark etti.

Kötü giden bir þeyler olduðu apaçýktý. Crawford’un zekasý dýþýnda kendine özgü bir akýllýlýðý da vardý. Starling bunu adamýn renk duygusunda ve elbise seçiminde fark etmiþti. Þimdi ise üstübaþý yine düzgün olmakla birlikte, sanki günden güne eriyormuþ gibi cansýzdý.

"Bir iþ çýktý, aklýma sen geldin," dedi þefi. "Aslýnda iþ deðil de, da ha çok ilginç bir görev. Berry’ nin koltuðunu boþalt da otur þuraya. Baþ vurunda Akademiden mezun olur olmaz Davranýþ Bilimlerine gelmek istediðini yazmýþsýn."

"Evet. "

"Adli týp görmüþ olacaksýn ama yasalarý uygulama geçmiþin yok. Bizse en az altý yýllýk bir geçmiþ ararýz."

"Babam polisti, ne demek olduðunu bilirim."

Crawford hafifçe gülümsedi. "Psikoloji ve kriminoloji dersleri almýþsýn. Akýl Saðlýðý Merkezinde kaç yaz çalýþmýþtýn, iki mi?"

"Ýki."

"Danýþman ruhsatýn geçerli mi?"

"Daha iki yýl geçerli. Siz üniversitede seminere baþlamadan almýþtým... bu konuda kararýmý vermeden."

"Kadro bekledin sonra."

Starling baþýný salladý. "Talihli sayýlýrým ama. Böylece adli týp okuyacak zaman buldum. Ondan sonra da Akademide bir yer açýlana kadar laboratuarda çalýþtým.

"Buraya gelme konusunda bana mektup yazmýþtýn, deðil mi ve sanýrým ben de sana bir yanýt vermedim... Vermediðimi biliyorum. Vermem gerekirdi."

"Ýþiniz baþýnýzdan aþkýndý."

"ASTP konusunu biliyor musun?"

"Aðýr Suçlularý Tutuklama Programý olduðunu biliyorum. Yasal Yaptýrým Bülteni’nde okumuþtum, bir plan üzerinde çalýþýyormuþsunuz ama henüz uygulamaya geçilmemiþ."

Crawford baþýný salladý. "Bir soru listesi hazýrladýk. Modern zamanlarýn bilinen bütün dizi cinayet katillerine uygulanabilir." Kýza bir tomar kaðýt uzattý. "Araþtýrmacýlar için bir bölüm, eðer sað kalaný varsa, kur banlar için de bir bölüm. Maviler katilin istediði takdirde yanýtlayacaðý sorular, pembeler araþtýrmacýnýn katile soracaðý sorular ve ondan alacaðý tepkiler. Epey bürokrasi var anlayacaðýn."

Bürokrasi. Clarice Starling bir iþ teklifi kokusu almýþtý, herhalde yeni bilgisayar sistemine bilgi girmek gibi sýkýcý bir iþ. Her ne pahasýna olursa olsun Davranýþ Bilimlerine girmek istiyordu, ancak bir kadýn bir kere sekreter olarak damga yedi mý bunun artýk hep öyle devam edeceðini de bilirdi. Bir seçme olanaðý gelmekteydi ve iyi bir seçim yapmak istiyordu.

Crawford bir þey bekliyordu, bir þey sormuþ olmalýydý. Starling kendini hatýrlamaya zorladý.

"Hangi testleri uyguladýn? Minnesota Kiþilik Envanterini uyguladýn mý? Ya Rorschach’?"

"Minnesota evet, Rorschach hayýr. Çocuklara Bender-Gestalt uyguladým ama."

"Kolay korkar mýsýn, Starling?"

"Þimdilik hayýr. "

"Gözaltýnda bulunan otuz iki bilinen dizi cinayet katilini sorguya çekip inceleyerek çözülmemiþ vakalar için bir temel oluþturmak istedik. Çoðu bunu kabul etti, sanýrým hepsi de gösteriþ meraklýsýydý. Yirmi yedisi iþbirliðine yanaþtý. Ölüme mahkum olup da temyize baþvurmuþ olan dört tanesi de tahmin edilebileceði gibi konuþmadýlar. Ama en çok görüþmek istediðimizle konuþamadýk. Yarýn akýl hastanesinde onunla konuþmaný istiyorum."

Clarice Starling hem sevinç, hem de korku hissetti.

"Kimmiþ bu?"

"Psikiyatr Dr. Hannibal Lecter," dedi Crawford.

Herhangi uygar bir toplantýda bu adýn ardýndan hemen kýsa bir ses sizlik olurdu.

Starling, Crawford’a dikkatle baktý. "Yamyam Hannibal," dedi.

"Evet."

"Eh, peki tamam. Bu fýrsatý elde ettiðime memnunum, ama ne den benim seçildiðimi de merak ettiðimi bilmenizi isterim."

"Birinci neden hazýrda olman," dedi Crawford. "Adamýn iþbirliðine yanaþacaðýný sanmýyorum. Bir kere reddetti, ama teklifimizi hastane müdürü aracýlýðýyla yapmýþtýk: Bizim yetkili soruþturmacýmýzýn kendisi ne gidip bu teklifi doðrudan doðruya yaptýðýný söyleyebilmek isterim. Bunun seni ilgilendirmeyen bazý nedenleri var. Bu bölümde de bunu yapacak baþka kimse kalmadý."

"Buffalo Bill ve Nevada olaylarý yüzünden iþiniz baþýnýzdan aþkýn olmalý."

"Öyle. Eski hikaye, asla yeteri kadar adamýn yoktur."

"Yarýn dediniz, aceleniz var. Bunun eldeki vakayla bir ilgisi var mý?"

"Hayýr. Keþke olsaydý"

"Beni de reddettiði takdirde yine de psikolojik bir deðerlendirme istiyor musunuz?"

"Hayýr. Boðazýma kadar Doktor Lecter’in eriþilemeyen-hasta deðerlendirme raporlarýna batmýþ durumdayým ve bunlarýn hiçbiri de birbirine benzemiyor."

Crawford bir tüpten avucuna boþalttýðý iki C vitamini tabletini musluktan doldurduðu bir bardak suya Alka Seltzer katarak yuttu. "Komik bir þey aslýnda Lecter ruh doktorudur ve psikiyatri dergilerine gerçekten olaðanüstü þeyler yazar, ama kendi anormalliklerinden hiç söz etmez. Bir kere hastane müdürü Chilton’ýn isteðiyle bazý testlere razý olmuþtu, ama müdürden önce davranýp Chilton hakkýnda öðrendiklerini yazarak adamý rezil etti. Psikiyatri öðrencilerinin kendi yakasýyla ilgili olmayan konularda yazdýklarýna ciddi yanýtlar da veriyor: Seninle konuþmazsa bile kesin bir rapor istiyorum. Nasýl davranýyor, hücresi nasýl, neler yapýyor, falan filan. Havasýný iletmek yani. Oraya girip çýkarken gazetecilere dikkat et. Gerçek basýn deðil, süpermarket basýný yani. Lecter’i Prens Andrew’den bile çok sever onlar."

"Boyalý basýndan kendisine bazý yemek tarifleri karþýlýðýnda elli bin dolar teklif etmemiþler miydi? Böyle bir þey hatýrlýyor gibiyim," dedi Starling.

Crawforcl baþýný salladý. "National Tattler’ýn hastaneden birini satýn aldýðýndan eminim, o yüzden ben randevuyu aldýktan sonra senin oraya gideceðini öðrenebilirler

Crawford baþýný kýzýn yüzünün bir karýþ ötesine kadar yaklaþtýrdý.

"Þimdi dikkatle dinle beni, Starling. Dinliyor musun?"

"Evet, efendim."

Hannibal Lecter’in karþýsýnda çok dikkatli ol. Hastane müdürü Dr. Chilton sana nasýl davranacaðýný anlatacaktýr. Sakýn onun dedikleri dýþýnda bir þey yapmaya kalkýþma. Her ne nedenle olursa olsun kesinlikle onun dedikleri dýþýna çýkma Lecter seninle konuþmayý kabul ederse, bu sadece senin hakkýnda bir þeyler öðrenmek istediði için olacak týr. Yýlaný kuþ yuvasýna baktýran bir meraktýr bu. Bu tür görüþmelerde kendinden söz etmenin normal Olduðunu bilirim, ama sen kesinlikle kendin hakkýnda ona bir bilgi vermeyeceksin. Ýnan bana Hannibal Lecter’ýn kafana girmesini istemezsin. Will Graham’a yaptýklarýný biliyorsun."

"Gazetelerde okumuþtum."

"Will kendisini bulduðunda bir muþamba býçaðýyla canýna okudu. Will’in ölmemiþ olmasý gerçek bir mucizedir.. Kýzýl Ejder’i hatýrlýyor musun? Lecter, Francis Dolarhyde’ý Will ile ailesine saldýrttý. Will’in suratý Picasso tablosuna döndü Lecter’in sayesinde. Hastanede de bir hemþireyi parçaladý. Görevini yap ama asla onun ne olduðunu unutma."

"Peki nedir o? Siz biliyor musunuz?"

"Onun bir canavar olduðunu biliyorum. Onun ötesinde kimse kesin bir þey söyleyemez. Bunu belki de sen öðrenebilirsin; seni bir sihirbaz gibi þapkadan çýkarmadým, Starling. Virginia’da ders verdiðimde bana birkaç ilginç soru sormuþtun. Raporun açýk ve düzgün olursa Baþkan bunu görecektir. Buna da ben karar veririm. Ve Pazar sabahý dokuzdan önce masamýn üstünde olmalý. Haydi bakalým, Starling. gerekeni yap þimdi."

Crawford gülümsediyse de, gözleri ölüydü.

2. BÖLÜM



Baltimore Akýl Hastanesi müdürü elli sekiz yaþýndaki Dr. Frederick Chilton’un üzerinde hiçbir sert yada keskin bir þey olmayan geniþ bir masasý vardý. Clarice Starling odaya girdiðinde ayaða kalkmadý.

"Buraya pek çok dedektif geldi ama sizin kadar güzelini hatýrlamýyorum," dedi.

Starling adamýn elindeki parlaklýðýn saçýný düzeltirken bulaþan yað olduðunu gördüðü anda fark etti. Chilton’un elini önce o býraktý.

"Adýnýz Bayan Starling, deðil mi?"

"Starling, doktor. Bana vakit ayýrdýðýnýz. için çok teþekkür ederim."

"Demek FBI da herkes gibi kýzlarý kabul etmeye baþladý, hah ha ha."

"Büro da geliþiyor, Dr. Chilton."

"Baltimore’da kalacak mýsýnýz? Kenti tanýrsanýz burada da Washington yada New York’ta olduðu kadar iyi vakit geçirebilirsiniz."

Clarice adamýn münasebetsiz gülümsemesini görmemek için bakýþlarýný kaçýrdýðý anda onun bu hoþnutsuzluðunu fark ettiðini anladý.

"Burasýnýn esaslý bir kent olduðundan eminim, ama aldýðým emre göre Dr. Lecter’la görüþüp bu öðleden sonra raporumu vermem gerekiyor."

"Gerekirse sizi Washington’da arayabileceðim bir numaranýz var mý?"

"Elbette. Bu projenin baþýnda özel Ajan Jack Crawford bulunuyor, onun aracýlýðýyla beni istediðiniz zaman bulabilirsiniz."

"Anlýyorum," dedi Chilton. Pembe yanaklarý saçlarýnýn doðal olamayacak kýzýllýðýyla çeliþiyordu. "Kimliðiniz, lütfen." Kadýnýn kimliðini incelerken oturmasýný söylemedi. Sonra kartý verip ayaða kalktý. "Bu iþ pek uzun sürmeyecektir. Gelin bakalým."

"Anladýðým kadarýyla bana ön bilgi verecekmiþsiniz, Dr. Chilton."

"Bunu yolda da yapabilirim." Masasýnýn ardýndan çýkarken saatine baktý. "Yarým saat sonra bir yemekte bulunmam gerekiyor. "

Lanet olsun. Adamýn nasýl biri olduðunu önceden öðrenmesi gerekirdi. Göründüðü gibi aptal olmayabilirdi. Ýþe yarayan bir þey biliyordu belki de. Pek beceremezse de, arada sýrada sýrýtmanýn bir zararý yoktu.

"Dr. Chilton, benim þu anda sizinle randevum var. Bu randevu saatini de siz kendiniz saptadýnýz. Görüþmem sýrasýnda bazý þeyler ortaya çýkabilir, adamýn yanýtlarýný sizinle birlikte gözden geçirmem gerekebilir."

"Hiç sanmam. Gitmeden bir telefon etmem gerek. Siz çýkýn, dýþ büroda ben size yetiþirim."

"Pardösümle þemsiyemi burada býraksam."

"Dýþarýda," dedi Chilton. "Dýþ büroda Alan’a verin. O bir yere kaldýrýr."

Alan’in üstünde hastalara verilen pijama gibi tulumlardan biri vardý. Gömleðinin eteðiyle kül tablalarýný siliyordu.

Starling’in pardösüsünü alýrken dilini yanaðýnda dolaþtýrdý.

"Teþekkür ederim," dedi Clarice.

"Ben teþekkür ederim. Ne kadar sýk sýçarsýn?" diye sordu Alan.

"Ne dediniz?"

"Uzun, upuzun mu çýkar?"

"Pardösümü ben asarým."

"Görmeni engelleyecek bir þeyin yok önünde, eðilip bakabilirsin çýkarken havada rengi deðiþiyor mu diye. Bunu yapar mýsýn, ha? Kocaman kahverengi bir kuyruðun varmýþ gibi olur mu?" Pardösüyü býrakmýyordu.

"Dr. Chilton seni içerde bekliyor," dedi Starling.

"Hayýr beklemiyorum, " dedi Dr. Chilton. "Alan, pardösüyü dolaba as ve biz yokken çýkarma.Ne diyorsam onu yap . Bir ara bütün gün çalýþan bir sekreterim vardý ama parasal nedenler yüzünden gönde zorunda kaldým. Þimdi sizi içeri alan kýz günde üç saat çalýþýyor, sonra da Alan geliyor. Silahlý mýsýnýz?"

"Hayýr."

"Çantanýzý görebilir miyim?"

"Kimliðimi gördünüz ya."

"Kimliðinizde öðrenci olduðunuz yazýlý. Çantanýzý açýn lütfen."

***

Kalýn çelik kapýlarýn ilki ardýndan gürültüyle kapanýp sürgü sürülünce Clarice Starling’in tüyleri ürperdi. Yeþile boyalý ve lizol kokan koridor da Chilton iki adým önünden yürüyordu. Starling, Chilton’un çantasýna elini sokmasýna izin verdiði için kendi kendine kýzýyordu, ama kafasýný toplayabilmek için öfkesini tutmaya karar verdi.

"Lecter tam bir baþ belasýdýr," dedi Chilton omzu üzerinden. "Bir hademenin kendisine her gün gelen yayýnlarýn tellerini açmasý bile on dakika sürer. Abone olduðu yayýnla sayýsýný azaltmaya çalýþtýk ama mahkemeye baþvurup davayý kazandý. Kendisine gelen mektuplarýn sayýsý akýl almayacak kadardý, ama neyse haberlerde baþka olaylarýn manþet olmasý üzerine þimdi epey azaldý. Bir ara sanki psikolojide yüksek lisans tezi hazýrlayan her öðrenci tezinde Lecter’den bir þey bulunmasýný istiyor gibiydi. Týbbi dergiler hâlâ yazýlarýný yayýnlýyorlar ama."

"Klinik Psikiyatri Dergisi’ndeki ameliyat-hastasý hastalar üzerindeki yazýsý pek baþarýlýydý bence."

"Öyle mi? Biz Lecter’i incelemeye çalýþtýk. Ýþte bir dönüm noktasý olacak bir inceleme fýrsatý, diye düþündük. Bunlardan birini sað olarak ele geçirmek o kadar güçtür ki."

"Nelerden birini?"

"Katýksýz bir toplumdýþý tip olduðu kesin. Ancak standart testlere sýðmayacak kadar da zeki. Ve bizden nefret ediyor. Crawford sizi Lecter üzerinde kullanmakla çok akýllýlýk etmiþ."

"Ne demek istiyorsunuz, Dr. Chilton?"

"Onu ‘canlandýracak’ bir kadýn. Lecter’in yýllardýr bir kadýn gördüðünü sanýyorum. Belki çok ender olarak temizleyici kadýnlarýndan birini bir an görebilmiþtir. Biz genellikle kadýnlarý buradan uzak tutarýz. Baþ belasý olurlar çünkü."

Caným cehenneme, Chilton.

"Ben Virginia Üniversitesinden birincilikle mezun oldum, doktor. Ve orasý sosyete hanýmý yetiþtiren bir yer deðildir."

"Öyleyse kurallarý hatýrlamakta güçlük çekmeyeceksiniz demektir:

Parmaklýklardan içeri uzanmak yok. Parmaklýklara dokunmak yok. Ona kaðýttan baþka bir þey veremezsiniz. Kalem verilmeyecek. Onun kendi keçe uçlu kalemi vardýr. Vereceðiniz zýmba teli, iðne yada kýstýrgaç olamaz. Verilen þeyler sadece yemek tepsisinin sokulduðu aralýk tan verilebilir. Size parmaklýklar arasýndan uzattýðý herhangi bir þeyi almanýz yasaktýr. Beni anlýyor musunuz?"

"Anlýyorum."

Ýki kapý daha geçtikten sonra doðal ýþýk geride kalmýþtý. Þimdi hastalarýn birarada olduklarý koðuþlarý geride býrakmýþlar, pencereleri olma yan tek tek hücrelerin bulunduðu bölüme gelmiþlerdi. Koridor lambalarý gemilerin makine dairesindekiler gibi kalýn demir ýzgaralarla kaplýydý. Dr. Chilton ýþýklardan birinin altýnda durdu. Ayak sesleri kesilince duvarlarýn birinin ötesinden baðýrmaktan çatallaþmýþ bir ses duyulabiliyordu.

"Lecter hücresinden sýmsýký baðlý ve aðzýnda aðýzlýðý olmadan asla çýkarýlmaz," dedi Chilton. "Bunun nedenini göstereceðim sana. Buraya geldikten sonraki bir yýl bir iþbirliði örneðiydi. Çevresindeki güvenlik gevþetildi... Bu, benden önceki yönetim sýrasýndaydý. 8 Temmuz 1976 öðleden sonrasý göðsünde bir sancýdan þikayet edince dispansere götürüldü. Elektro kardiyogram yapýlabilmesi için baðlarý çýkarýlmýþtý.Hemþire üzerine eðilince kadýna bunu yaptý iþte ." Chilton, Clarice Starling’e yýpranmýþ bir fotoðraf uzattý. "Doktorlar kadýnýn bir gözünü kurtarmayý baþarabildiler. Lecter bunu yaptýðý sýrada monitörlere baðlýydý. Kadýnýn diline eriþmek için çenesini kýrmýþtý. Dili yuttuðu zaman bile nabzý seksen beþin üstüne Çýkmadý."

Starling fotoðrafýn mý, yoksa kendisine parýltýlý gözlerle bakan Chilton’un dikkatinin mi daha kötü olduðunu bilemiyordu.

"Onu burada tutuyorum," dedi Chilton kalýn camlý çifte kapýnýn yanýndaki zile basarken. Ýriyarý bir hademe kendilerini içeri aldý.

Starling güç bir karar vererek kapýnýn hemen içinde durdu. "Dr. Chilton, bu testlere gerçekten ihtiyacýmýz var. Dr. Lecter sizi düþmaný olarak görüyorsa O zaman ona tek baþýma yaklaþýrsam konuþabilme þansým daha fazla olur. Ne dersiniz, ha?"

Chilton’ un yanaðý seðirdi. "Bence hiçbir sakýncasý yok. Bunu benim odamda da söyleyebilirdiniz. 0 zaman sizi bir hademeyle gönderir, zahmetten kurtulurdum…"

"Eðer beni orada aydýnlatsaydýnýz hiç kuþkusuz öyle yapardým."

"Sizi bir daha göreceðimi sanmýyorum, Bayan Starling. Barney, Lecter’le iþi bitince zile bas da biri gelip dýþarý çýkarsýn."

Chilton kadýna bir daha bakmadan yürüdü gitti.

Þimdi sadece iriyarý hademe, arkasýndaki sessiz çalýþan saat ve Mace kutusu, baðlar, kayýþlar, aðýzlýk ve sakinleþtirici tabancanýn bulunduðu tel dolap vardý.

Hademe kendisine bakýyordu. "Doktor Chilton parmaklýklara dokunmamanýzý söyledi, deðil mi?" dedi. Sesi kýsýktý.

"Evet, söyledi."

"Tamam öyleyse. Saðdaki þon hücre. Yürürken koridorun ortasýn da kalýn ve olup bitenlere aldýrmayýn. Sizi iyi karþýlamasý için mektuplarý ný götürebilirsiniz." Hademe için için eðleniyor gibiydi. "Mektuplarý tepsiye koyun ve itin. Tepsi içerdeyse iple çekebilirsiniz, yada o size gönderir. Tepsinin dýþarýda durduðu yerde size dokunamaz." Hademe iki dergi, üç gazete ve birkaç açýlmýþ mektup verdi. "

Her iki yanýnda hücreler olan koridor otuz metre kadar vardý. Hücrelerin bir kýsmý kapýnýn ortasýnda uzun ve dar gözleme penceresi olan ve her yaný yumuþak maddeyle kaplý odalardý. Diðerleri parmaklýklý duvarý koridora açýlan standart cezaevi hücreleri. Clarice Starling hücredekilere bakmamaya çalýþarak yürüdü. Yolu yarýlamamýþtý ki bir ses, "Karý kokusu alýyorum," dedi. Starling duyduðunu belli etmeden yoluna devam etti.

Son hücrenin ýþýklarý yanýyordu. Starling ayakkabýsýnýn topuklarýnýn geliþini haber verdiðini bilerek koridorun sol tarafýna doðru yaklaþýp öyle yürüdü.

3. BÖLÜM

Dr. Lecter’in hücresinin karþýsýnda baþka bir hücre deðil, bir dolap vardý. Hücrenin ön yüzü. parmaklýkla kaplýydý, ancak iç tarafta insanýn parmaklýklara eriþemeyeceði kadar uzakta, yerden tavana ve duvardan duvara uzanan saðlam naylondan bir að ikinci bir engel gibi gerilrniþti. Starling aðýn öte yanýnda yere tutturulmuþ bir masayla iskemle masanýn üstü karton kapaklý kitaplar ve kaðýtlarla doluydu.

Dr. Hannibal Lecter ranzasýna uzanmýþ Vogue’un Ýtalyancýsýný okuyordu. Sað elinde tuttuðu sayfalarý okudukça birer birer sol yanýna býrakmaktaydý. Sol elinde altý parmaðý vardý.

Clarice Starling parmaklýklardan biraz bende durdu.

"Dr. Lecter."

Adam baþýný kaldýrdý.

"Adým Clarice Starling. Sizinle konuþabilir miyim?"Durduðu uzaklýkta ve ses tonunda belirli bir saygý vardý.

Dr. Lecter parmaðýný büzdüðü dudaðýna dayayýp düþündü. Sonra kalktý, yürüdü, naylon aðýn berisinde, sanki bu uzak kendi seçimiymiþ gibi durdu.

Starling onun ufak tefek olduðunu gördü; el ve kollarýnda kendisininki gibi sýrým gibi bir güçlülük fark etti.
   
Etiketler: kuzularn sesizlii
Anahtar kelimeler: Kuzularýn sesizliði,, 2015 full indir, yeni srm indir, tek link indir, trke albm indir, videolu anlatm, programsz anlatm, gezginler indir, haberleri, msn, oyun hileleri, film, mp3, indir
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16] [17] [18] [19] [20] [21] [22] [23] [24] [25] [26] [27] [28] [29] [30] [31] [32] [33] [34] [35] [36] [37] [38] [39] [40] [41] [42] [43] [44] [45] [46] [47] [48] [49] [50] [51] [52] [53] [54] [55] [56] [57] [58] [59] [60] [61] [62] [63] [64] [65] [66] [67] [68] [69] [70] [71] [72] [73] [74] [75] [76] [77] [78] [79] [80] [81] [82] [83] [84] [85] [86] [87] [88] [89] [90] [91] [92] [93] [94] [95] [96] [97] [98] [99] [100] [101] [102] [103] [104] [105] [106] [107] [108] [109] [110] [111] [112] [113] [114] [115] [116] [117] [118] [119] [120] [121] [122] [123] [124] [125] [126] [127] [128] [129] [130] [131] [132] [133] [134] [135] [136] [137] [138] [139] [140] [141] [142] [143] [144] [145] [146] [147] [148] [149] [150] [151] [152] [153] [154] [155] [156] [157] [158] [159] [160] [161] [162] [163] [164] [165] [166] [167] [168] [169] [170] [171] [172] [173] [174] [175] [176] [177] [178] [179] [180] [181] [182]